elaldı tarihi


Değerli okuyucularım yazacağım öykü üç yıla yakın bir zamandır.Araştırmalarım sonucu hiçbir tesir altında kalmadan ve doğru tahlillerle günümüz koşullarına uygun bilimselliğe önem vererek yazılmıştır.Köylülerden izahatlar alarak ve herkese danışarak.Belirli bilgileri toplayıp yalnız ve tereddütsüz her anlatılanı dinleyip ve tüm köylülülerimin bilgileri ışığında hazırlanıp değerli okuyucularımın aydınlanması için belirli özverilerde bulunarak yazılan ELALDI KÖYÜ ÖYKÜSÜ eleştiri ve öz eleştiriye açıktır verilerde eksik ve noksan olabilme payı vardır. Bu bilgileri vurgulamada yarar görüyor ve saygılar sunarım…
Köyümüz Erzurum’un Tercan ilçesine bağlı ELALDI KÖYÜ Erzincan da ( 1939 ) ‘ da deprem olur ve Tercan Erzincan kaza olarak bağlanır ve Tüm kayıtların Erzincana alınması belirli zamanı alıp halen eksikler var çoğunun nüfusu. Eskilerin Erzurum’daydı,sonrada Tercan’da Erzurum’da ilişkileri iyice kesin.Erzincan iliyle bağdaşıp ve Tercan ilçe si ELALDI KÖYÜ ‘nü geçmişten günümüze dek tüm olguları öykü bölümünde okuyucularıma anlatacağım…
Yazan: Abdullah AKPINAR
Değerli okuyucularım anlatacağım öykü ELALDI köyünün gerçek öyküsüdür.Bu öykünün İşlevi ve Mayitini anlaya bilmek ve Anadolu insanının zorluklarını ve darlıklarını bir bakıma.Hikaye olarak kabul edebilinir.Günümüze uygun gerçekleri anlatan katma ve gerçek dışı olmayan bilimselliği önem verilen bir öyküdür.Bunu kaleme alırken herkese danışarak onların bilgileri ışığında ortaya çıkan gerçek bir öyküdür. Bu gerçek ışığında sunacağım öykü ELALDI’nın gerçeğini meydana koymakta büyük bir delilidir.
Osmanlının feodal döneminde Ağa ve Halifeliğin ,baskı ve zulmümün insanlar üzerinde ne denli etkili olduğunu göreceksiniz. Bu öykü günümüzde Aleviler üzerindeki baskının Şeriatçı ve despot bir yöntemle sindirme politikasının bir ürünüdür.
Elaldı ( 1451 ) ‘ de Savavi Devletinin yıkılması sonucu Anadolu’ya yerleşen Alevi kökenli Türkler Kırşehir’de,Karadeniz’e,Akdenize kısacası Osmanlı hanedanlığının her yöresinde mevcudiyetini sürdürürler ve genelde kırsal kesimlerde Hayvancılık Yarıcılık ve Reşperlikle uğraşırlar.Bu dönemde esas Elaldı’nın bulunduğu yerde Emiroğluda bu bölgede çiftçilikle uğraşan bir köylüdür ve halen Emiroğlu komu yanı (Mezra) denen yerde yaşarmış.Yanında çalışanları da varmış komşusu Emiroğlunu çok sever ve onun çok iyi bir zat olduğu.Dediklerinin çıktığı ilim irfan sahibi bir erdin ve zaman gelir Emiroğlunun kızı büyür 18 yaşına gelir.Yanında saygı ve sevgiyle çalışan komşusunun oğlu da kızın yaşındadır ve gençler birbirini sevmişler anne ve babalarına anlatamazlar fakat delikanlı annesine Emiroğlunun kızını sevdiğini anlatır ve kadında kocasına anlatır.Oğlanın annesi Emiroğlunun Hanımına da anlatır ve bunlar bir türlü Emiroğluna anlatamazlar ve gün gelir biz bu çocukların birbirini sevdiğini Emiroğluna anlatmak zorundayız derler ve hanımıyla konuşur ve gidelim söyleyelim kararını verirler.Emiroğlunun Hanımı komşunun yanı delikanlının annesi ve babası akşam gelip anlatacağız derle ve akşam giderler.Emiroğlunun evine durumu anlatırlar ve zat derki evladım derdini söylemeyen dermanını bulamaz iyi etinizde söylediniz .
Kızla delikanlıyı çağırın gelsinler hemen delikanlıları seslerler ve herkes Emiroğlunun yanında elpençe dururlar ve eren sorar kızım.Delikanlıyı istiyormusunuz,”evet baba” der.Oğlum sen bu genci eşliğe kabul ediyormusun evet peki

Öyleyse bendesizin istediğinizi kabul ediyorum
Ve şerbet yapın bunları nişanlayalım der ve
Hemen buradaki herkes zatın elini öperler ve Gençlerin
Nişanı yaparlar ve süre geçer evlenirler Gençler
Muradına ererler ve herkes işini gücüne bakarlar.
Ve zaman gelir bunlarda çocuklar iki erkek üç kız
Çocuğu olur ve mevsim tohumların ekildiği zamandır
Emir oğlu Berzenmük denen mıntıkada çift sürüyor
Ve eren zat çifte iki geyik koşmuş tohum ekiyor bu
Yer tuzla suyuna yakın ve ağıcı ,söğüdü bol ve çayırlık
Bir yerdir ve ozamanın devrinde Tercandan çata giden
Yol bu soyun akarını takip eden yola ipek yolu derlermiş
Bu yolda kervanlar gelir gider su yatanın bulunduğu yerler
Genel anlamda düz ve ova dır uzaklaştıkça dağ ve ormanlık
Olur ve o dönemde otluk belimde isyan olur padişah bu isyanı
Dur durmak için otluk beline gelir burası Tercana bağlıdır ve nahilerdir
O dönem yeni ismi çayırlıdır şimdi kazadır Erzincan’a bağlıdır ve isyanı
Bastırır be Catta da benzeri bir isyan var onunla durdurmak için ipek
Yoluyla çata gitmek için yola koyuluyorlar ve emir oğlunun çift sürdüğü
Benzer büke gelirler ve ikinci Murat padişah yeşil çimenli suyu bol olan
Berzem bükte konaklama emrini verir ve ordu istirahata çekilir
Hayvanlar otlar yemekler biçer bu arada ikinci Muratın ilgisini çift
Süren yaşlı ihtiyara çevirilir ve Vezirine bakarmısn çiftçi geyikle çift
Sürüyor vezirde evet Padişahım bu yaşlı erdir pirdir galiba ve ordu
İstirahata devam ederken padişah ben çiftçinin yanına gideceğim der
Ve vezir bende geleyim Padişahım der peki gel yanımda gel sadrazamda
Ben geleyim der Padişah peki sende gel der ve bunlar çift süren Emiroğlu
Yoluna doğru yürürler ve bükün yeri ova çiftin yeri sürüldüğü yer
Beş vaya on metre yüksek ve istirat yerine kırk veya elli metre uzak
lıkdadır ve tarlaya çıkarlar ve emir oğlu bakar ki üç kişi geliyor ve kavuşur
padişahın elini öper ve vezirde gelen sahzedede elini öper
Ve kolayı gelsin ya ihtiyar bu ne hikmettir Emiroğlu Hikmet Allahındır
Padişahım der hoş geldiniz sefa getirdiniz deyince padişah anlar ki
Bu ihtiyar bana padişahım dediğine göre er veya pir dir kanaati ne varır
Nasıl olur ve sorar ya piri fani siz benim Padişah olduğumu
Bildiniz,Emiroğlu sizi ananızı karnındayken biliyordum der
– Padişah ya ihtiyar neden evlenmediniz Emiroğlu
-Padişahım ben evlendim ELALDI
-Peki piri fani Irakla nasılsınz.
– Emiroğlu Irağı yakın ettin
– Padişah ikiyle nasılsınız
-Emiroğlu ikiyi üç ettim bunu söler ve vezirle gelen şehzade
Dinliyor ve padişah devam ediyor
– Ya piri fani kaz yollasam Soyabilirimsiniz
– Emiroğlu, pek ustasıyım,
– Padişahım sorar
-Dünyayla nasılsınız?
-Emiroğlu , hoşnutum.
– Padişah sorar
-Öbür dünyayla nasılsınız?
-Emiroğlu Allahhutahla rabilalemin
-Pirim peki piri fani yemek yiyeceğiz bize müsaade et ?
-Emiroğlu Müsaade sizindir Allah yardımcınız olsun Padişahım ve izniyle
Ayrılırken ben sana yemekten sonra gelirim . inerler
Aşağıya ve yemek hazır yemeğe otururlar vezir sorar Padişahım
Sen ne sordun Piri fani ne dedi ben birşey anlamadım şey sade
Evet bende bir şey anamadım derler peki yemekten sonra konuşuruz
Padişah peki birşey anlamadınızsa
Gidiniz ,anlayınız ,geliniz,ama piri faninin bir sözü beş altındır
Ona göre gidin anlamadan gelmeyin ve bir kese altın alırlar. Giderler , tarlaya çıkarlar selam elayküm ya Emiroğlu çiftidurdurur.
alem eleyküm selam ya Beymanlar elini öperler ve derlerki
Ya zat Emiroğlu siz söyledikleriniz padişahın şazına biz hiçbir şey anlamadık
Ve aşağı yemeğe indik ,padişaha sorduk siz Emiroğluna ,ne sordunuz o size
Ne cevap verdi biz hiç bir şey anlamadık Padişahta bize dedi ki hiç bir şey
Anlamadınız mı, bizde diki evet hiç bir şey anlamdık, ozaman gidin ben ne
Soledim piri fani nededi öğrenin not alın gelin ,öğrendiklerinizi bana anlatın
Ve bizde geldiniz ya piri fani,siz Padişahla ne konuştunuzsa ,biz not alın
Gidip padişaha anlatıcağız ve Emiroğlu,oturunuz Meymanlarım ben size
Anlatayım siz de gerekeni Padişaha anlatın Emiroğlu Padişahla geçen
Ve vezirli Şehzadenizde o nun yanında olmalarına ve söylenenleri
Anlamamalarına yadırgamadan peki olur anlatayım der ve anlatmaya
Başlar .Padişah bana sordu ki ya piri fani neden yer evlenmediniz , ————-
Bende Padişama dedimki ben yer evladım Allahı tela rabil alemin bena
Tek bir evlat verdi kızım oldu onunda evlenme çağı gelince everdim yani
Ele verdim Elaldı dedi Anladınızmı, ikisi birinde anladık emiroğlu anladık
Ve yazdık çizdik Padişah bana sordu ya piri fani Irakla nasılsınız bende Irağa
Yakın ettim Padişahım dedim
Anladınızmı vezirim sahzede anladık dediler ve emiroğlu padişah bana sorduki ikiyle nasılsınız bende ikiyi üç ettim dedim yani padişah banan dediki ili ayağınla ürüye bilyormusun bende ihtiyarladım artık iki ayağımla yürüyemiyorum birde baston elime baston elime baston aldım iki eyeğım birde baston üç oldu anladınızmı anladık dediler vezir sonra ya pirim fani padişah dünyayla nasılsın dedi sizde hoşuntum dediniz bu ne demek emir oğlu hoşuntuluk rahat olduğumu Allaha şükür ettiğim i söyledim vezir öbür dünyayla nasılsınız bende Allah bilir dedim yani taktir allarındır rabil aleminin emirlerine karşı gelme dedim peki sanan padişah dedi ki kaz yollasam soyabilirimsiniz bu ne demek oluyor emiroğlu emrettiği emanetleri veriniz hemen bir kase altını verirler ve emiroğlu siz ikinizde soyuldunuz bakın altınlarınızı hüsnü rızanızla aldım anladınız mı evet anladık saygı ve hürmetler derler elini öperler bize müsaade et ya eren Allah sizinle beraber olsun hak muradınızı versin ser ve yürürler askerin ve padişahın yanına varırlar padişah sorar anladınız mı yazıp getirdiniz mi evet yazdık anladık piri fani gönlü gözü tok biri kibir benlik büyüklük yok muhterem bir zattır hayran olduk güzelliklerine istirahat biter ve padişah emreder kalkalım yolumuza devam edelim ben piri faninin yanına gidip geleyim sizde hazırlıklarınızı bitirin gideriz .padişah yukarı tarlaya çıkar ve emiroğlunu İstanbul davet eder .emiroğluda gelirim iki ay bana müsaade edersiniz memnun olurum der padişah tamam emiroğlu der.elini öper helalık diler berzemüke iner hazırlıkları tamamlanır ordu yoluna devam eder akşam olur emiroğlu evine gider durumu anlatır ailesi ve hısımları ya zat sen bilirsin o dorudur buna şüphemiz yoktur.
Emiroğlu işlerini bitirir hazırlaıkarını yapar istanbula gitme zamanı gelir ve yola çıkar helalık alır yoluna devam eder gün leir istanbula gelir haydar paşada sorar karşıya padişaha gideceğim der.oradaki insanlar amca sabah saat sekizede ve akşam saat dörtte sandallar var derler.emir oğlu sağolun der bekler yemeğini yer dinlenir ve istirahat eder düşünür vakit öğle dört saat beklenmez hemen gitmeliyim ve bismillah rahmani rahim der.kafasındaki şapkayı çıkarır ve denizin üzerine atar üstüne biner ve gitmeye başlar oradaki halk mu ihtiyar muhakkak erdir baksana denizde gidiyor derler ,herkes dua ederler inşallah bir hal olmaz emiroğlu denizi yarılar Sultan Ahmette ve emin önündeki nöbetçiler padişaha haber verirler Padişah hemen askeri tören hazırlar gelen Tercanlı emiiroğludur der tören hazırlanır emir oğlu denizin öbür tarafına geçer askeri törenle karşılanır hürmet hizmet edilir misafir edilir kurbanlar kesilir ağırlanır padişah evine misafir eder bir hafta kalır emiroğlu pasişahım yolcu yoluna gerek bana müsaade et gideyim emir oğlu müsaade sizin ya piri fani ve sesleniri vekillerin e her şey hazırmı hazır der padişahım derler .
Ve padişah evrakları alır Emiroğluna verir der ki ‘’ ya zat bundan sonra uzun ömürler dilerim ve evraklarda sana oturduğun mazrayı Demir kapıyı elaldı dediğin için cift sürdüğün o mahalı Tuzla suyunun öbür yeçesindeki mezyeği ve kızılcada otarafa olan düz araziyi belgeleriyle ve imzala sana tapusuyla veriyor , Kabülünü Rica ederim der elini öper ve Eminönü ne getirirkendi deniz aracıyla Haydarpaşaya geçirir yolcu ederler ve Emiroğlu Tercan Yolculuğuna başlar ve gün gelir Tercana gelir ve Mezrasına gider ve istirahatini eder ve şimdiki sözünü ettiğiniz ELALDI nın bulunduğu tyerde dürt hane varmış ordaki komuşulara mişsafir olurlar saygı hürmetle karşılanır.Emiroğlu evrakları çıkarır okurlar ver o insanlar Mutlu olurlar gelin buraya yerleşin beraber kalır geçinip gideriz ve Emiroğlunda memnun olur.Zaten yakın komşuları ve bu ereni Tezcan Yöresinde yanımayan yok ve evler yapılır osmini ELALDI koyarlar yaşamlarını çiftlik yeçirerek devam ederler.
Değerli okuyucum arka sayfadabulunduğu bahsetmiştik şimdiki ELALDI ‘ nın bulunduğu mıntıka dört hane oturduğunu 1 Bereteliler 2 Hasan(Hesetopel) bu vatandaş dizine sakat olduğu için hesetopel derlermiş.3 Garip bu vatandaşa gerro Lakabıyla tanınırmış sebebi Adam Ağır duyarmış gerrı Kürtçe Sağır anlamındadır.4 Ali bu vatandaşada lakabı Ali Osman diye çevreden tanınırmış ilk yzadığımız beretelilerde lakabını Ahmet isminde biri varmış.Yolcunun biri buna Akaret eder döver söver Ahmet’ de çeker bu adamı vurur ELALINI medeği ve parası bol olur çoban tutar Araziyi çayırı Tarlayı iyiliği ve dedesine babasına kıymet veren bir Aliden yani Emiroğlunun dağmadında 2 erkek çocuğu 3 de kız olur 1 Halil öbür rahim 2 Hasan Kızların isimleri 1 Zühtü 2 Fatma 3 Elif Zühreyi Personda iyi bir dostuna verir Fatma yine Aşkaleden Evleinr şimdi Karsta tarunları Ailedeb efladı olduğu söylenir bağımız ve yakınlığımız yok Köydede kimseyi tanımaz bunları Elif Gariple evlenir yani Gerroyla ve hepsi evlidir.
(Halil) İbrahim çocukları 1 Ali Ağa 2 Bayram 3 Ağa 4 Yakup Ağa 2 Hasanın çocuklaro Halil Ağa 2 Yakup Ağa 3 Hüseyin Ağa 4 Murtaza Ağa ikisinde de erkek çocuk olur ve Hasanada biri kız olur. Yaylackta evlenir şimdi yeni ismi çıkar olan köyde bu köy yüz haneden fazla dır yeri hayalenmiş Kayan zemin ve müracat edilir devlet Asvalt üzerinde yani Ankaradan gelen ve Erzurum karsa vana giden büyük Asvaltın üstündedir Tercana oniki kilometre civarındadır ve çocukları Torunlarına
1 İbrahim’in çocukları
Değerli dostlar kalkdığımız yerden devam edelim Ali Ağanın çocukları Halil ikide kızı var Ape Halil dermiş çok iyiymiş Herkes severmiş Bayram ,Hüseyin ,Yusuf , Hasan, Ali dört erkek oğlu vardır kız çocuğu yoq Ağa evlenir Yaylacıkta Güneşle ve belirli bir hastalıkta dolayı vefat eder ve belirli bir kızı olur ölür Yakup Mehmet derlerdi ben gördüm bir de mehmedin kızı var çeşminaz elalıdıda evli hasan pelengözde evlenir ve br kızı olur Askere gider Yemende ölür Süleyman
Mehmedi çocukları Mehmet Ali derlerdi Lakabına ikide kız var Diyarkomda evli yeni ismi darıltepe
2 Hasanın çocukları ve toruları Halil Ağa Tosunağa Ahmet Ağa Mustafa Ağa Yakup, Mehmet Ağa , Hasan Ağa ,Rahim Ağa , Hüseyin Ağa ,İsmail Ağa , birde kız Elif Hacı hamzada evli Aşkalenin köyü Murtezadada bir kız olur verilir.
j
Halil Ağa ve oğlu Tosunağanın vurulması hikayesini sırası gelende anlatacağım.Ahmet Ağanın oğulları İbrahim Ağa , İmam Ağa ,Taştan Ağa Mustafa Ağanın çocukalrı iki oğlan olur ölür.İki kız var Muhtaber,Elif,Remziye Mehmet Ağa Aziz Sarıgül Zülfinaz Sarıgül Elaldıda evli Zilfinaz Hacıhamzada Bektaşla evlidir.Allah Rahmet etsin.Kızlar ölmüşler ve Mehmet Ağa ölür. Sarayını İmam Ağa alır evlenir.HasanAğa Derviş,Mehmet,Rıza,İmam,Hüseyin birde kız var Kibriye Dursun Ağanın oğlu Kazımla evlinir.Rahim Ağa Arif,İsmail,Zilfinaz Elaldıda evli İsmail Ağa Cafer Ağa Halil Ağa ikide kız Serayı Selfinaz Elaldı da evliler.
( MOLLA MUSTAFA )
Bu vatandaş Tunceli Mazgirtten gelip Tercana yerleşmiş kendisi eski yazı bilen akıllı bir insanmış.Halil Ağa gider gel bizim köye yerleş “Hocalığımızı yap benim danışmanlığımı yap sana her türlü imkanımı veririm” der ve yöremizde sayılan sevilen bir insan olan Halil Ağanın hatrı,gönlü kırılırmı diye düşünen Molla Mustafa gelir. Elaldıya yerleşir ve üzerine düşen her vazifeyi yapar cenaze kaldırma Kırk okuma dini vecibeleri bilen yapan bir müteber bir insanmış.Köye yerleşen Molla Mustafa evli ve imaminde birde oğlu varmış.Zaman geçer hoca oğlunuda kendi gibi yetiştirir kuran-ı öğretir bilimin koşulları neyi emrediyorsa onları öğretir ,köyde yer alır. Arazi alır zengin olrun sayılır ve imam evlenir çocukları olur ve Molla Mustafa dünyasını değiştirir.Oğlu babasının görelerini üstlenir ve imamın çocukları 1.’nci Mustafa Ağa, 2’nci Hasan Ağa,3’üncü Dursun Ağa ,Musa Ağanın oğlu İbrahim,Pelengözde yakın Şah Haydar ,Güllü ve Cennet isminde dört çocuğu olur.Dursun Ağa İskender,Hüsnü,Kazım ve birde iki kızı olur Zühre Hasan Ağanın oğlu Ali Rıza ile evlenir.
Hasanağanın oğulları 1.Yusuf annesi ölür dulken Almeyikte evli olan Pamuk Hanımında eşi vefatv eder. Bir çocuğu var.Hüseyin babasının evine gider ve Hasanağa Pamuk Hanımı alır ve çocuğu ile getirir ve bu kadındada Hasan Hüseyin Ali Rıza ve birde kız olur bir kızı SARIKAYA’da Rasime verir ve bunalrın üçte kız daha var kimle evli neredeler akrabaları ve yakınlarına sorduğumda kesin bir yanıt alamadım..
1.Pupuş 2.Elif 3.Fadime yanıt alırsam ilerideki sayfalarda yazarım…
Hasan Ağanın oğlu Yusuf evlenir.Fatosta ve iki kız olur.Milkinaz, İzzet Elaldıda evlenir.Milkinaz Ahmetle İzzet Cemalle ve Fatoş Hasanağanın oğlu Pamuk Hanımın oğlu hüseyinle evlenir ve Zilfinaz Elaldı Aziz çok güzelle Binnaz Kursanda evlenir ve Milkinaz Elaldıda evlenir.Demikanlı Veliyle ve yine HalilAğanın oğlu Ahmet Ağanın çocukları İbrahim Ağa 2.İmam Ağa ve 3.Taştan Ağa diğerlerini Cumhuriyet Döneminde Soyadı Yasası çıktıktan sonra ilerki sayfalarda yazacağız…
Değerli okuyucularım bazı nedenlerden dolayı yerleşen komşuları sırayla yazmak gerekirken Sinsile Yolu araya girince olayların karışmaması için ileride yazmak geride yazmak herhangi birşeyi ifade etmiyeceğinde affınıza sığınıyor bağışlamanızı rica ediyorum ve yine ELALDI’ya gelen Aşiret veya kabilelerle devam edeceğiz…
( ÇELEBİLER )
Halil Ağa ve İbrahim ( Halil ) Aşkalenin ŞıkVeren Köyüne giderler,orada oturan Rahberleri,Çelebi zadeleri ziyaret ederler akşam kapı komşu gelir cemaat çoğalır yemek yenir sohbetler yapılır ve Halilağa Hasan Çelebiye Ya Rahber ,bizim buraya gelmemizin sebebi sizleri Elaldıya götürmek..!
Cemimizi cemaatimizi yürütmenizi istiyoruz der ve Hüseyin Çelebi 90 yaşında ihtiyar bir zatmış ve Halil Ağaya derki Hasan Çelebi bilir o razı olursa size can kurban ve İbrahim Ağa Halil Ağa derki evlat bırakta kendileri düşünsünler ve düşünmemize gerek yok der Hüseyin Çelebi peki gelelim” siz nasıl dilersiniz” cevabını verir ve hazırlıklar yapılır Çelebi zadeler Kağnı Arabalarıyla ELALDI’ya tanışırlar ve ELALDILI olurlar ve bana o devirde Muhtar olan İbrahimin oğlu Ali Ağa çok sevinir evleri varmış verirler ve otururlar.
İbrahimde yetmiş yaşında iyi bir insanmış ve Halil Ağanın amcasıdır zaten Çelebilerin Elaldı ‘ya yerleşmesine ön ayak olan İbrahim Ali Ağayı ve Halil Ağayada baskı yapar gidin Rahberleri getirin der ve Halil Ağa amcasıda yeğeninin bu arzusu üzerin beraber gider.
Çelebi zadeler Hüseyin Çelebinin oğlu Hasan Çelebi ve Yakup Çelebi ve Mevlüt Çelebi Ali Çelebi üçte kız var sonra bu kızlar 1.Ahmet Ağa verir Halil Ağanın oğlu ikiside Hacı Hamzada ,Ahmet ve Bektaş Ağalara verilir. Hüseyin Dede Ali Hüseyin Binali Aslan ve birde kız var Ganuniye verilir Asil ismi Hüseyindir Mevlüt Dede arabayı odun yükler getirir ve araba devrilir ve Yakup kardeşi Çelebiye haber verirler beddua eder arabanın haberi gelene dek onun kara haberi geleydi ve akşam rahatsızlar gece Mevlüt Çelebi ölür gençken Ali Çelebi Asır Hüseyin başka çocuk yok dedi.Dede Cennet Gökdede Yakup Rıza dört çocuğu var biri kız üçü erkek
Ali Dede Hamza Rıza Veli Mustafa ve birde kız var önce Elaldıda Rahimin oğlu Arif evlenir sonra boşanırlar.Kükürlüde evlenir en büyük oğlu İbrahim Malatyada evlenir orda oturur Enbüzükte şimdi hepsi İSTANBULDA oturuyorlar.
HİDELER
Hasan,Hıdır ve birde kız kardeşleri var hozat Tuncelide Askaleye yerleşirler ve kız kardeşleri Emiroğlunun torunlarında Persora kocaya verirler ve Hasanla Hıdırın Yenişteleri ELALDIYLA bağlantısı sürekli varmış Daisinin oğlu Halil Ağa Aypuyar dşye bir semti satıyorlarmış ve bunu Hasanla Hıdıra anlatır ve Elaldıya giderler Aypuyarın çayır tarla ve koruk denen ormanı satın alırlar ve gelirler
Elaldıya yerleşirler evliymişler iki kardeşinde çocukları varmış Hasanın çocukları Mahmut Derviş Ali Musa Hıdırın çocukları Haydar Mehmet ve birde kız var.Kızı Halil Ağanın oğlu Ahmet Ağaya verirler ve Hısım akraba olurlar.
Mahmutoğlu Yusufun oğlu Kazım zurnacıydı. Derviş Cafer Ali Mustafa ve birde kız Kükürtlüde evli Musa Binali Mehmet ve birde kız var Selvi Durak hocayla evli..
Yukarıdakiler Hasan’a ait oğulları Rahim ve Mehmet Ali,Mehmet İsmail Cemal ve Kemal Hıdırın oğulları ve torunları Heme Heydolar ( EMZİKLER )
EMZİKLER lakabıyla tanınan HEME HEYDOLAR iki kardeş Hasan Çelebi sıhverendeyken bu bahsedeceğim insanlarda HACIHAMZADA otururlarmış.Akrabaları bunları hayır etmezmişler bunlarda Rehberlerimiz Elaldıya gittiler bizde gidiyor diye Hacı Hamzada ayrılır ELALDIYA gelirler gelenler Mehmet Hasan iki akrdeşler ve Mehmedin oğulları Ali Haydar ve Ali,Hasanın oğulları Hüseyin ve Mustafa Ali Haydarın çocukları Ahmet Mustafa Yusuf ikide kzı var Zühre Elif Alinin çocukları Derviş Ali Yusufun çocuğu Yaşar bunlar Derviş Ali Yaşar Maraşta otururlar Derviş Ali Rahim Ağanın kızı Zilfinaz evlidir.Hüseyin zurnacı derler.Bu vatandaş Davul Zurna Kaval Saz çalarmış ve Hasan Çelebinin kızıyla evlenir kızı olur karısı ölür kızın ismi Gülüzardır ve Hasan Çelebi ikinci kızınıda verir.Kızda Fındık,Esma,Beyaz üç kız olur birde ilk karıda var dört kız erkek olur ve ölürler. Ali Haydarın oğlu Ahmedin çocukları Aziz Halil Bayram birde kız var Elif Mustafanında Aşır isminde oğlu var

Yerleşen çoğaldıkça ELALDI nın nüfusu artar etrafa (Ahali)yani halk bu köyün birlik ve beraberlike (aha)yani halk bu köyün birlik ce beraberline hayran olurlar ve hiç kavga gürültüpatırtı olmaz. Birbirleriyle iyi geçinirler ve Halil ağanın ve amasyanın oyulların kızılda kuzuvende mezegeyiğinin hepsi dererezi demir kapı ELALDI nın çoğu akrabalarının olan Emiroğlunun Torunu Halil ağa ve akrabaları sürülerle davar inek öküz buna benzer baş hayvanlar çok küçükbaş hayvanlara ayrı çoban kuzu ve danaba ayrı çoban tutarlarmış ve zenginlikleri TERCAN ve civarında söylenir hale gelir şah Hüseyin beyin ayarında adam olur.ve almeyin beyin ayarında adam olur ve almeyikte büyük bir tarlanın davasını haydar beyle görüşürler. Birbirini mahkemeye verirler ve TERCAN kadısı davayı velayeti olan Erzurum a havale eder.ve netice itibariyle davayı Halil aga

(26) ELALDI

Kazanır ve iki kotonla davul zurnayla tarlayı herk eder (nadas) ve çok malı ve mülkleri olur altınları tenekeleri olur herkes onlara hizmet eder , padişahlık dönemi herkes çiftdir.Yadel yok gurbet yok Bu arada köyde düğün olur ve personelde yeğeni HASAN kuranı hatim eder.dayılarıyla gelir ve düğüne akşam giderler ve Halil ağanın kızı Zeynep bara girer.uzunboylu çok güzel bir genç çok güzel bir kızmış. Ve hasan kızı görünce kıza aşık olur.ve düğün bitene kadar düğünde kalır.düğünde kalır.ve düğün biter hasanın düğünündeki kıza çok bakıyordunuz neden hasan dayı olu Zeynep i beğendim aşık oldum der haydarın iyi güzelde Halil ağa bu kızı sana vermez onlar zengin sen fakirsin mümkün değil sen bu sevdadan vaz geç hasan olmaz dayı der vazgeçemem peki napmayı düşününüyorsunuz bir yolu olmalıdır dayısı haydar olm birde sana ne diyecek kızın gönlü varmı seni istiyormu ve karara bağlarlar haydar hasana derki sen devreye girme ben kadınlara anlatırım seni zeyneple amcası Yakup ağlarla konuşturum ve kabul eder yatarlar ertesi gün haydar kardeşi mehmeti çağırır ve anlatır ve eşlerin hasan ve zeynepi görüştürmelerini söyler ve uygulamaya geçerler delikanlıların mehmetin evinde görüştürürler ve hasan sana kıza aşık oldum benimle evlenirmisiniz der . Zeynep bende sana aşığım fakat elimden bir şey gelmez ve ekler.babam çok varlıklıdır.

(27) ELALDI
Beni sana vermezler ve çokta snirlidir seçenegimiz yokturtek bir yol var
Kaçmalıyız ve babam bizi ikimizide öldürür hiç afetmez düşünmeliyiz
Tasınmalıyız ona göre bir karar vermeliyiz ,der ve hasan derki madem
İki miz birbirimizi istiyorsak kaçalım ve ne olacaksa olsun umrumda
Degil böyle konuşan gasana zeynep en dogrusunu budur kaçalım
Ölürsek beraber ölelim kalırsak beraber kalalım ve kara bağlannır ve
Ayrılırlar kız evine hasanda dayısının evinde kalır ve haydarla Memede
Konuşa hanlar aktarılır ve dayıları at ayarlar kızla çocuğu Persora göndermek
İçin elinden geleni yaparlar aylarda mart ayıymış Zeynep elaldıda çıkarlar
Ve arada çok zaman geçmeden Halil aga kızının odasının açik olduğumu görür
Su yoluna Giderken farkına varırı odaya girer v, Zeynebim kaçtığını anlar tabi
Biliyorlarmış kızla oğlan birbirlerini aşık olduğunu hemen aga atımı ayarlayan
Dev silahı beline takar ve yola koyulur ve o yolda gitmekte olsun kardeşi yazkup
Agada hazır hemeb çıkıyor ve gülüşan baba diye köyüb bir arazsiz vgar dağlık bir
Bölgededir orada halil agaya kovuşuyor ve yaylacığa giriyorlar ve halil agaya ve
Ya yakup ağanın büyük ablaları bu köyde evlidir bunları bekliyorlarmış çünkü kız
Halasını haberdar etymiş kaçarken kızla deli kanlıda aynı yolda gelmişler ve biz
Kaçıyoruz babamı durdurmak için birşeyler yapın derler yola devem ederler
Ve bunları köye kovuşurlar ve ablası yolun üzirine çıkar kocasıyla beraber ve halil
Agaya yalvarır karışma çocuklar durumuna derle halil agayıder ve bunlar ne yaparda
Durduramazlar halil ağayı ve ablası atın yularını sarılır tutar kızar herslerin mümküm değil
Kırlar falat on beş dakika sürer ve yoluna devam eden halil aga giden kardeşi yakup ağı
Ya kavuşmak için atı hızlıca sürer ve nihayetr burada yakup aga zeyneple , hasan kavuşur
Çocuklar halil aga geliyorlar sizi kesin vuru zeynep atıma bin hasan sen atları de
Redeki ağaçların altınd aşakla kendinde bir ter gizle seni görmesine hemen çabuk eli
Çabuk elini tut der oğlan atları söyüt kavakların altına saklar kendisinde gizlenir veya
Vurdun seni öldürdüm der ve yemişteleri yoku ağa kızarlar olur böyle şerler insanlar hatapar
Yanlış yapar hepimizin hatası eksiği varderler ikna ederler dönerler ve yaylacığa geliler sabah olmuş
Yeniştelerine misafir olurlar ve bir at ayarlarlar yakup aga yemekten sonra ber binerler Elaldı ya gelirler ve halil ağa yenişteyiyle beraber köye gelir ve kız kendini öldürürsem beni hasana vermez
Diyor aglıyor ümüt teselli verirler halil ağa emrediyor tüm silahları silayın ve silahları gözlenir
Akibetinde gizli Tertibat alınır Zeybenin her hangi bir tehlikenin oluşmasını için Netice bir sabaha yakın Malların otu samanı ve bakımı yapılmak için Ağıra gidiler ve Halil Ağada dışarı çıkar ve havalarda iyiymiş o esnada Zeynep babasına odasına dalar ve yastığının altında tabancasıyla alır odasına girer ve kapısını Arkadan kitler tabancayı kafasına sıkar gürültüde evin halkı köyün halkı sabahın erken vaktindaki bu gürültünün zeynebin kendini vurduğu anlarlave tüm ELALDI eve toplanılır kapıyı kırarlar içeri girerlerki Zeynep kendini vurmuş ve ölmüş bütün insanlar Ağlarlar sızlarlar ne mümkün olan olmuş sabahın erken vakti herkes üzülür elden hiç bişey gelmez yakın köyünler duyar sayılan , sevilen tüm insanlar toplanırlar tezcan duyar zamanın kadısı ve heyet ELALDIYA gelir durum anlatılır ve zeynebin cenaze tireniyle edebi asrirahıı olan toprağa verirlir aile efradı ve köylüler yasa burunur ve hadise personrdada duyulur hasana haberi olmaması için saklar gizlerler bir gün kuraın beraber hatmeden arkasının evine otururlarken arkadaşı ağzında kaçırır söyler
Hasan Arkadaşına babama Anneme ve akrabalarıma söyleme ben ELALDI ya gideceğim der ve tabancasını alır Elaldıya doğru yola çıkar atını teper gelir ve vakit olur annesi ve babası merak ederler ve sorarlar soruştururlar köyde olmadığını anlarlar ve arkadaşı da hatasını anlar söylemez kimseye ve akrabaları babası annesi atlara biner yola çıkarlar ne yazık ki aradan üç dört saat geçmiş hasan ELALDI sınırına gider ve mezarlığa gelir sabaha yakın aşılmaya başlamış ve arar Zeynebin mezarını bulur ve derki Zeynebin mezarını bulur sözümüz vermez ettin benim de seninle sözümüz vermezlerse öleceğinizi söylemiştik bende geliyorum der toprağı öper ve tabancadaki mermileri karnına boşaltır ve
Elaldı Tabancayı Kızın baş ucunda Topraga gömer ve Tabanca sesine köylü uyanır ve mezarlıga koşarlarki Hasan kendini vurmuş ve sag ölmemiş kanları silmek için zamanın pansumanını yaparlar ve Tüm köylü birdaha yasa bürünür ve Tercana Haber verilir Kadı ve heyete Annesi, Babası ve Akrabaları ve Yakın köyler Toplanırlar fakat çocuk daha ölmemiş fakat durumu iyi değil ve kadı heyet ELALDI ya gelir hasanın ifadesini Alırlar,Kadı derki oğlum seni başkasımı vurdu, hayır ben kendi kendimi vurdum Neden, çünkü sevdigim kacırdıgım kızı elimde Aldılar ve kız Kendini vurdu Bende Vurdum Peki silah nerde Kızın Mezarında baş ucunda Topraga gömdüm giderler bakarlarki aynen Hasanın dediği gibi çıkarır getirirler ve Hasanda Can verir ölür
(32) ELALDI.
Ölemeden önce vasiyet eder beni zeynebin yanına gömün, Ben bu öyküyü Nenem firdesin Anlattıgına şahidim ve meraklada Nene Hasanla Zeynebin Yattıgı kabirlerini biliyormusun evet biliyorum dedi, Banagösterirmisin dedigimde Evet evladım takkeyi gösteririm ve Gittik Kabristana ve yerlerini bana gösterdi ve cenaze defnedildi
Gençleri yazzık olur ve Allah Rahmet eylesin ,hiç kimsenin başına böyle bir olayın gelmsini yüce Tanrıdan dilemiyor saglık ve esenlikler Temenni dilerim,
Degerli okuyucum Hasanın vefatı la Babası, Annesi Akrabaları ve dayisının ogulları Hayrını verirler ve Persorda geleleri Konuk ederler ve dört besgün sonra köylerine gitmek için yola çıkarlar ve kabristanı ziyaret eder aglar sızlarlar ve komşular ümit teselli verirler Taktiri ilahidir ve ölenle ölünmezikna ederler kabristandan çıkarırlar ve oglanın babasıkepini kaldırır yere vurur ve Sebepler de aynı Akibete Ugrasınlar der ve yollarına devam ederler. Persora giderler ve zaman geçer gün gelir bu olay unutulmadan.
Büyükler Aldıgımız bilgilere göre Hasan Ve Zeynep Mart ayında ölürler ve üç ay sonra haziranda cayır zamanıymış herkez çayır biçermiş ve Arka sayfalarda Yazmıştık Halil Aga Haydar beyle bir Tarla Davasını
(33)ELALDI
Yazmıştık söylentiye göre haydar bey eskiya tutmuş halil aganın tenekelerle altını var gidin vurun alın gidin der ve eskiyalar köye gelirler ve Halil Aga çardagında oturuyormuş ve oglu Tosun Agada hız metini yapıyor ve adamlar
Olan halil gel atımızın başını tut derler ve bunlar kıza halil aga siz kimsiniz ki bana böyle terbiyesiz lik yapasınız derve yerinden kalkar kalkmaz Halil Agaya ateş ederler ve tosunada Atese tutarlar ikiside ölür ve eskiyalar evlere dalarlar ve kadınlar bu gürültü patırtı içinde kendini şaşırır lar ve kendini şaşırmayanlar altınlarını süt pişen kazanlara koymaya başlarlar ve köylüye haber verilerek bunlar çok miktarda altınların heybelere ve torbalara dolurup köyden çıkarlar ve çayırda insanlar gelcek hayli yol alırlar pelengöz istikametinde gittini söylerler ve takip edilir izlerine raslanma ve köye çay edilir üç ay sonra yine acılar içerisine girerlerç olayı duyan yakın köyler hepsi toplanır gelirler ve çareler ararlar olan olmuş kimse bir çare bulamaz ve baba ogul defnedilir ve herkez üzgün herkez buruk biçimde aglanır sızlanır bu olayın bitmi ile tekrar el aldıgı dönelim ali aganın apegelil yani halilin çocukları mustafa hasan ve kızı hanım demir kagı bayran isminde birine digerini de bilmiyorum yukarıda anlatılan ve yapılan biçimleri insanların birbirleri ile çelişkileri hat sefasıdır.
34 ELALDI

Yazıp sundugumuz ve osmanlı dönemin takabül eden fettal dönemdir her dönem kendi ilişkileri içinde kendi lealitesini sunar kendi hükümünü bulundugum toplumuza zor veya feodel cebir kullanarak baskısının zülmünü ayakta durması için sahtiyenin parmagını ve dilini keser bunu beyan etmekte sebepte HZ.Muhammetin ödesinde vardır izahi gaet basittir ve insan bunu bilir işine geldigi gibi kullanır ve insan oglu ana erkin baba erkin dönemindede aynı devam etmiştir, misal erkek üretim yaparken eşini baskı ve zulüm altında tutarda kırallık , şahlık , padişahlık dönemindede almı terör gündemindedir affınıza sıgınarak terör insanlar üzerinde haksızlık yolsuzluk baskı zulümü katmerlidir bir şekil uygulamak terörün ta kendisidir biz alevi kökenli HZ.ALİ te ve HZ.MUHAMMETede sadakatıyla baglı hiçbir baskı terör altında kalmadan ve kötü
34 ELALDI

köyü nufusu-tıkla gör



Köyümüzle ilgili(ELALDI KÖYÜ)Belgeseli düzenleyip yapan Değerli yazar,televizyoncu araştırmacı Abimiz Hüseyin Şimşek’e çok teşekür ederiz. gerçekten harika yorumlamış.emeklerine sağlık.Daha önce rahmetli abimiz Abdullah AKPINAR Elaldı köyü hakkında bir araştırması derlemesi olmuştu.Abdullah Abimizide burda tekrar minnetle aniyoruz işıklar içinde yatsın.İlk kez görsel olarak sayın Hüseyin şimşek tarafında bir belgesel tadında yaşayan büyüklerimizde de bilgi alarak konuşturarak derlemiş hazırlamış bizlere ulaştırmıştır. Tekrar teşekür eder çalışmalarında başarılar kendisine sağlıklı bir yaşam dileriz.

KÖYÜMÜZDE BULUNAN TÜRBEMİZ VE PAŞA DEDEYLE YAPILAN BİR SÖYLEŞİ
PAŞA AKKAYA
(ÜRYAN HIZIR OCAĞI – (ERZURUM (KÖKEN), SİVAS-GÜRÜN)
(1933- 7 Aralık 2016)
Ayhan Aydın
Kendisiyle dedelik kurumu, cem, Alevilik üzerine bir konuşma yaptığımız; Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Paşa Akaya her şeyden önce, İLİM HER ŞEYDEN ÜSTÜNDÜR, diyor. Akaya ilimsiz bir yere gidilemiyeceğini söylediği sohbetimizde; dedelerin de diğer insanlar gibi bir eğitim alarak halka daha hizmet verebileceklerini vurguladı. Köken olarak Erzurum Aşkale Sos Köylü olan Paşa Dede’nin dedesi Emir İbiş, nam-ı diğer İnce Ali çok sevilen dedelerdenmiş. Sivas’ın Gürün Kazası’na bağlı Konakpınar Köyü’nde, 1933’de doğup, orada büyüyen Paşa Dede, küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, beş kardeşiyle beraber yetim kalmış.
Paşa Akkaya Dede 1947-48 arası, Hacı Bektaş’a gittiğinde Rıza Ulusoy, Feyzullah Ulusoy elindeki belgeleri tastik etmişler. Mürşit ocağı olarak Ağucan’a bağlı olan dedenin yetişmesinde kendi ocağından Aziz Dede’nin etkisi olmuş, ayrıca okumayı çok seven Paşa Dede, Ziya Şakir’in kitaplarını çok okuduğunu söylüyor. Aziz Dede’nin kendisini hangi konularda yetiştirdiğini sorduğumuzda da: Bir talibe ne söylenir, bir insan nasıl müsahip olabilir, bir insan nasıl iyi bir talip olur, pir ne demektir, mürebbi ne demektir, mürşit ne demektir, bunları bize izah ederdi. Konuşurdu, konuştururdu, sözü dinlenirdi, bir insan sözü ile gönlü ile can ile pirine bağlanmazsa o insan zayıftır. Ben bunları ondan öğrendim, dedi.

İlkokul mezunu, dokuz çocuğu olan Paşa Dede, 1967 yılına kadar çiftçilikle uğraşmış. Mümkün olduğunca, sağlığı elverdiğinde Türkiye sathında düzenlenen törenlere katılan dede, 15 yıldan beri İstanbul’da oturuyor. Üryan Hızır evlatlarından olduğunu söyleyen Akkaya, Yazar Cemal Azmi, Ziya Şakir, Mehmet Mahir Özbolatçı ve Hüseyin Doğan’ların yardımıyla soy seceresini alabilmek için uzun mücadeleler vermiş.
Üryan Hızır hakkında neler biliyorsunuz?, dediğimizde de Dede, şunları anlattı bize: Bizim ceddimiz Üryan Hızır’dır. Mekanı Tunceli’dir. Tunceli’nin Pertek Kazası Zeve Köyü’nde yatırı vardır. Hala gelen giden ziyaretçileri çoktur. İkinci amcalarımın türbesi Tercan’ın Elaldı Köyü’ndedir. Alevi ve Sünni kardeşlerimiz hala gider, gelir. 3. Türbe öz amcamındır. Gürün, Konakpınar köyünde Coşkun Baba adındadır. Dedem İnce Molla Türbesi, Aşkale Sos Köyü’ndedir. Sos Köyü’nde CEM Vakfı yönetim kurulu üyesi, işadamı, Bayram Kaya’ların köyündedir. İnce Molla ismini alır. Ailemizin bu yakın zamana kadar içerisinde Tevekkelli insanlarımız yaşamaktadır. Kardeşim Bin Ali Dede dolu bir dede idi. Bazı nişanları vardır. Çok insanlar ocağımıza gelir hasta vs. olanlar, yakın zamana kadar gelirdi, inayet Allah’tan, dertlerine derman bulurlar. Biz yolumuza, pirimize, rehberimize, erkanımıza sahibiz. Şu anda dedemizden hatıra olarak kalan Kur’an-ı Kerim bir de erkan var, onları saklıyoruz. Bizim taliplerimiz; Erzurum, Gürün, Malatya, Sivas, Adana, Maraş, İstanbul’dadır. Benim talip köylerim Üryan Hızır’a bağlı olan köylerdir. Gürün’ün Konakpınar köyü, Reşadiye köyü, Kaş köy, Yelken köyü, Alaca mezar, Şeref. Malatya’dan Encek köyü, Kalular köyü, Çerkezoğlu köyü, Hasan Çelebi köyü. Erzurum’da Sos köyü, Çınar köyü, Yaylacık köyü; bunlar hep bize bağlı olan talipler.

Cemevleri konusunda çok çalışılması gerektiğini söyleyen Paşa dede söyleşimizde; Önce Garip Baba Türbesi’nin onarılıp yeniden faaliyete geçmesi için çaba harcadım, daha sonra Haramidere Cem evininin temellerini attık, üçüncü olarak da kendi mahallemizde ki Cem evinin kurucusuyum, diyor. Akkaya söyleşimizde, şimdi de yeni bir türbenin onarılıp hayata geçirilmesi için çaba harcamayı düşünüyorum, İkitelli’de bir türbe var, onun da kuruculuğuna çalışıyorum, inşallah yakın zamanda onu faaliyete geçireceğim, dedi.

Dikme dedeliğe karşı olan, posta Muhammet/Ali soyundan olanlar oturmalıdır, diyen Paşa Dede; dedeler hak etmişse hakkullah almalıdır, diyor. Dedelerin müsahiplerinin illaki musahip olması gerekmediğini söyleyen dede, Bektaşi Babalarının da Aleviliğe/Bektaşiliğe çok büyük hizmetleri geçtiğini belirtti.

Dedelerin kendileri görülüyor mu?, dediğimizde de: Yüzü temiz olmayanın yuduğu da temiz olmaz, dede en azından senede bir defa rehberinin ve mürşidinin önünde darı mansur olmalıdır, mürşidi onun sırtına elini sürmelidir, diyor. Dede konuşmasını şöyle sürdürüyor: Aleviler’de Seyitler, Pençe-i Ali Aba ile görülür. Allah Muhammet Ya Ali, talip erkanla görülür. Tuba ağacında bir erkan vardır, bizde mevcuttur bu, talip erkanla görülecek. Hacı Bektaşi Veli’nin nutku üzerinde, dedeler de Hacı Bektaşi Veli’ye gittiği zaman Pençe-i Ali Aba ile görülecektir. Şimdi Bektaşiler, babalar, dedeler talibi de pençe ile görüyorlar, dedeyi de pençe ile görüyorlar ama bu yanlıştır. Pençe dedelerin hakkınadır, erkan talibin hakkınadır. Talibin erkansız lokma yemesi haramdır. İmam Cafer ilmi bunu açıklar. Alevi’nin Kur’an’dan sonra gelen kitabı, İmam Cafer Sadık Buyruğu’dur, Alevilerin o buyruğu okuyup ondan ilim alması gerekir.

Paşa Akkaya’ya ayrıca güncel bazı soruları da sorduk, cevaplarını aldık:

Dedelerin yetişmesi için bir okul olabilir mi? İlim her şeyden üstündür. Bizler, Hacı Bektaşi Veli’yi, Atatürk’ü, Hz. Ali’yi seviyorsak bunun nedenleri var. Onların çok özlü sözleri vardır. Hz. Peygamber diyor ki; “İlim Çin’de ise git öğren, gel”; Hz. Ali, “Kim bana bir ilim öğretirse ona köle olurum”; Hacı Bektaşi Veli, “İlimsiz gidilen yolun sonu karanlıktır”; Atatürk, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”, diyorlar. Eğer bizler onların yolundan gitmemiz gerekiyorsa, ilimden biz de tatmalıyız, biz o ilmi görmeli ve yapmalıyız. Dedeler çocuklarını okutmalı, ilme ve irfana götürmelidirler.

Bazıları dedelere dedeliğin öğretilmesini eleştiriyorlar? Dedelere okul farz gibidir, çünkü ilimsiz bir yere gidilmez. İlim bir deryadır, derya üzerindeki kayık da yine ilimdir. İnsan da o kayığa binmelidir. O kayığa binmek için de yine bilime sahip olacaksın. Eğer o bilime sahip olamazsan dedelik yapma, evinde otur.

Kimler bu okulda görev alabilir, buralarda eğitimi veren kişinin ne gibi vasfı olacak? Dedeler biraz elini cebine atmalı, bu yolu bizim ceddimiz kurmuş ise biz bu yolu takip edebilmek için önce yetişkin bir hoca tutmalıyız, bu hoca talip olabilir, dede olabilir fark etmez. Yeter ki bu işi yapabilecek kabiliyette olsun.

Dedeler bir bakanlığa bağlı olabilir mi, Kültür Bakanlığı gibi? Bakanlık içinde veya özerk bir yapıda bir kadroya sahip olabilir mi dedeler? Türkiye devleti laik bir devlettir. Türkiye’de insan gibi yaşıyorsak Türk devleti de bizi vatandaş biliyorsa, biz de bu haklardan faydalanmalıyız. Neden biz bakanlığa bağlı kalmayalım, Diyanet’ten faydalanmayalım?

Dedeler talipleri tarafından denetlenebilir mi? İlmi talipten almak suç değildir.

Alevilik’te kadının yeri nedir, dedenin eşinin yeri nedir? Alevilik’te dedenin karısı Hz. Fatıma gibi olmalıdır. Hz. Fatıma gibi olmalı ki, her hakka eşit olmalıdır. Kadınlar bizim inancımızda bir kimyadır, kadınlar öğreticidir, kadınlar bir fabrikadır, üreticilerdir. Kadınlardan Muhammed -Ali gelmiştir, evliya, enbiya, veliler, nebiler kadınlardan tecelli etmiştir. Biz kadınları hor gördüğümüz zaman türeyenlerimizi de hor olur. Kadınları üstün kabul edeceğiz.

Siz kendi ocağınızdan tüm dedeleri tanıyabilir musunuz? Tanıyamıyorsanız bunun nedeni nedir, aradaki kopukluklar nasıl giderilecek? Senin kabilenden yalnız sen yoksun ki, onlarca insan var. Babamdan olan çocuklar bir köy kadar olmuş, zamanla neslimiz, çoğalmış, dağılmış. Örneğin; İstanbul, Ankara, Erzurum, Adana, Maraş Pazarcık gibi bölgelere dağılmışlar. Bunlar bizim akrabamız ama bazı akrabamızı da tanımıyoruz.

Aynı soydan gelen dedeler bir araya gelse, konuşsa kendi aralarında meselelerini halletseler, birbirini denetleseler, onlar birliğe karar veremezler mi? Bu kadar insan bu hizmeti yürütmez, herkes ehil değil, diyemez misiniz? Kendi ocağınızın temsilcilerini, görev yürütecek dedeleri yine sizler seçemez misiniz? Benim ailemden 30 ev var burada. Bunlar bana diyebilir ki, sen bizim büyüğümüzsün, bizim dedeliği sen yürüt diyebilirler, ben de tercih edersem gençlerden birisini yetiştiririm, bizim kabilenin dedesi budur, diyebilirim.

Siz kaç Alevi ocağını biliyorsunuz? 120 yaşında bir dostum vardı, elini öptüm, ayağını öptüm, ona hizmet ettim. İsmi Maho Dede, kendisi Seyit Hasan çocuklarından. Erdebil Tekkesi’nde 24 ocak var, dedi. O ahrete gitti, inşallah ben de onun huzuruna gideceğim, ona kavuşacağım. Bana dedi ki; siz gençsiniz bu yola hizmet edeceksiniz fakat sana tavsiyem ne kadar dede varsa onları bırak, gerçek dedeler 24 ocaktandır, Hacı Bektaşi Veli’den 12 ocak hüccet almıştır, dedi. Bazıları Hacı Bektaşi Veli’yi Mürşit tanımamışlardır, dedi. Fakat Erdebil’de 12 ocağın işareti bugün mevcuttur. Mutasavvıflık (mutasarrıf (?)) yapmıştır kendisi. Kendisi o zaman Erdebil’e gitmiş 24 ocağın nişanesini gözümle gördüm, dedi. Dünya kadar bir ağaç olmuş, 24 ağaç dikilmiş, her birisi birinin adına nişan edilmiş, dedi. Yalnız İmam Rıza’nın ağacının bir tarafı yanmış, solmuş bu neden böyle dedi? Bu ağacın ya talibi soğumuş, ya da kendileri soğumuş, bunun işareti budur, diye bana cevap verdi.

12 hizmet var, 12 post var, 12 İmamlar var. Bunlar birbirleriyle bağlantılı mı? Yani on iki hizmet, On İki İmamlar’a mı bağlı? On İki İmam’ın neslinden gelen kişilerden tecelli eden, o makamda oturan on iki kişiden gelenlerin birisidir. On iki kişiden biri o makamda oturmazsa o tarikat yürümez. Horasan postunda Seyidi Saadet Evladı Resul, oturur.

O postların özü, On İki İmamlara mı dayanıyor? Evet, On İki İmamlar’a dayanıyor.

Zakirlik var bir de? Zakirin de orada bir vekaleti vardır. Zakir de Zeynel Abidin postuna oturuyor.

Söyleşi; 19. 12. 2000, İstanbul

(Alıntı)
Salı, 31 Ocak 2017 22:53 tarihinde yayınlandı. | Ayhan AYDIN tarafından yazıldı